Mimarlar Odası’ndan imar süreçlerine sert tepki

11 Mart 2026 Çarşamba 17:28

TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi, kentte son dönemde yaşanan imar uygulamaları ve proje onay süreçlerindeki belirsizliklere sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi

 

Mersin’de imar ve proje onay süreçlerinde yaşanan belirsizlikler tartışma yaratmaya devam ediyor. TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi, bazı belediyelerde imar birimlerine erişimin zorlaştırıldığını, projelerin aylarca bekletildiğini ve denetimlerin geç başlatılması nedeniyle ciddi mağduriyetler oluştuğunu belirterek kent yönetimine sert tepki gösterdi. Konuyla ilgili Mimarlar Odası Mersin Şubesi önünde açıklama yapan Başkan Özgür Özkan, kentlerin yalnızca beton, çelik ve yapıların bir araya gelmesiyle oluşan fiziksel alanlar olmadığını belirterek, “Kentler ortak yaşam kültürünün, toplumsal dayanışmanın, kamusal sorumluluğun ve ortak aklın ürünüdür. Bu nedenle kent yönetimi yalnızca teknik bir yönetim meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Yerel yönetimlerin aldığı her karar; kentte yaşayan insanların yaşam kalitesini, kent kimliğini, ekonomik faaliyetleri ve gelecekte kurulacak yaşam düzenini doğrudan etkilemektedir. TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi olarak mimarlık mesleğinin kamusal sorumluluğunun bilinciyle, kentimizin planlı, sağlıklı ve nitelikli gelişimi için yıllardır görüş, öneri ve eleştirilerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam ediyoruz. Kent yönetiminin doğru ve sağlıklı işlemesi ancak eleştirinin ve önerinin bir arada var olabildiği demokratik bir ortamla mümkündür. Son dönemde kentimizde imar uygulamalarından planlama süreçlerine, kurumlar arası iletişimden kent estetik kurulu kararlarına kadar birçok alanda yaşanan sorunların hem meslektaşlarımız hem de kentliler açısından ciddi belirsizlikler ve mağduriyetler yarattığını üzülerek gözlemliyoruz. Bu açıklamayı yapmaktaki amacımız herhangi bir kurum ya da kişi üzerinden polemik yaratmak değil; kentimizin geleceği için sorunları açık bir şekilde ifade ederek ortak bir çözüm zemini oluşmasına katkı sunmaktır” dedi.

 

“KABUL EDİLEMEZ BİR DURUMDUR”

Sosyal belediyeciliğin yalnızca sosyal yardım politikalarıyla sınırlı bir kavram olmadığının altını çizen Özkan, “Aynı zamanda kent yönetiminde adalet, eşitlik, şeffaflık ve katılımcılık ilkelerinin hayata geçirilmesi anlamına gelir. Kentte yaşayan her bireyin eşit hizmet alabilmesi, karar süreçlerinin öngörülebilir olması ve kamusal kaynakların adil biçimde kullanılması sosyal belediyeciliğin temel ilkeleridir. Bu nedenle mimarların, şehir plancılarının, mühendislerin, akademik çevrelerin ve meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. Meslek odaları yalnızca eleştiren kurumlar değil; aynı zamanda kentlerin daha nitelikli gelişmesi için bilgi ve birikim sunan Anayasanın 135. maddesinde tanımlanmış kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır. Bu nedenle kent yönetiminde meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınması bir tercih değil, sağlıklı bir kent yönetiminin önemli bir unsurudur. Ancak ilçe belediyelerimizden, Yenişehir Belediyesi’nde ise imar birimlerine giriş için parmak izi uygulaması gibi yöntemlerin devreye alınması meslek camiamız açısından kabul edilemez bir durumdur” şeklinde konuştu.

 

“AYLARCA SONUÇLANDIRILMAYAN PROJELER BİZLERİN FAALİYETLERİNİ SEKTERİ UĞRATIYOR”

Mersin’de son dönemde imar uygulamalarında ortaya çıkan farklı yorumlar ve uzun sürelere yayılan işlem süreçlerinin hem meslektaşları hem de vatandaşlar açısından ciddi sorunlar yarattığını vurgulayan Özkan, “Benzer nitelikteki projelerin farklı şekillerde değerlendirilmesi uygulama birliğini ortadan kaldırmakta; bu durum hem meslek insanlarını hem de yatırım yapmak isteyen vatandaşları belirsizlik içinde bırakmaktadır. İmar uygulamalarında yaşanan bu farklılıklar yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda kent yönetimine duyulan güveni zedeleyen ciddi bir yönetim problemidir. Son dönemde belediyelerde yürütülen imar ve proje onay süreçlerinin olağan dışı şekilde uzaması da önemli bir sorun haline gelmiştir. Projelerin aylarca, hatta bazı durumlarda daha uzun süreler boyunca sonuçlandırılmadan bekletilmesi meslek camiamız açısından ciddi bir mağduriyet yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.

 

“PROJE DENETLEME KURULU BİZİ BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLEDİ”

Kent estetik kurullarının kent kimliğini korumak, mimari kaliteyi artırmak ve kentsel çevrenin görsel bütünlüğünü sağlamak amacıyla oluşturulmuş yapılar olduğuna dikkat çeken Özkan, “Ancak uygulamada karşılaşılan bazı durumlar, bu kurulların görev ve yetki sınırlarının zaman zaman fiilen genişletildiğini ve yetki aşımı niteliği taşıyan müdahalelerin ortaya çıktığını göstermektedir. Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Proje Denetleme Kurulu uygulaması sonrasında kentimizde proje onay süreçlerinin önemli ölçüde belirsizlik ve karmaşa içine girdiği gözlemlenmektedir. Kurulun uygulamaya girmesiyle birlikte proje değerlendirme süreçleri öngörülebilirliğini yitirmiş, şeffaflıktan uzak ve meslek insanları açısından ciddi soru işaretleri barındıran bir yapıya dönüşmüştür. Bugün mimarlar açısından en temel sorulardan biri şudur, projeler neye göre ve kime göre değerlendirilmektedir? Değerlendirme kriterlerinin açık biçimde tanımlanmaması, teknik ölçütlerin net olarak ortaya konulmaması ve karar süreçlerinin yoruma açık hale gelmesi kent yönetiminde ciddi bir güven sorunu yaratmaktadır” dedi.

 

“MİMARLAR BU KENTİN YANINDA DURAN MESLEK İNSANLARIDIR”

Planlama kararlarında ve yönetmelik uygulamalarında yaşanan sorunların sorumluluğunun mimarlara yüklenmesinin doğru ve adil bir yaklaşım olmadığını dile getiren Özkan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Mimarlar yürürlükteki planlara ve yönetmeliklere uygun projeler üretmekle yükümlüdür. Ancak planlama kararlarında ortaya çıkan belirsizlikler, yönetmelik yorumlarındaki farklılıklar ve uygulamadaki değişkenlikler nedeniyle yaşanan sorunların sorumluluğunun meslek insanlarına yöneltilmesi kabul edilemez. Mersin Büyükşehir Belediyesinin 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında 2004 yılından bu yana imar uygulamaları üzerinde denetim yetkisi bulunmaktadır. Ancak söz konusu denetim yetkisinin fiilen 2024 yılı itibariyle kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Denetime konu edilen ve bir kısmı yargı süreçlerine taşınan yapıların ruhsat tarihleri incelendiğinde, bu yapıların önemli bir bölümünün 2021, 2022 ve 2023 yıllarında ruhsatlandırıldığı ve inşaat süreçlerine başlandığı anlaşılmaktadır. Bu durum yalnızca mimarları değil yatırım yapmak isteyen vatandaşları, mülk sahiplerini, kent ekonomisini, kentsel gelişim süreçlerini, ilçe belediyelerinin iş ve işleyişini doğrudan etkileyen ciddi bir belirsizlik ve mağduriyet alanı oluşturmaktadır..”